
Bu yaz öylesine sıcak geçti ki, açıkcası soğuk havaları, yağmuru, evde sıcak kahve içmeyi özledim. Bunlar bana hep kahvenin tonlarını, laciverti, mürdümü hatırlatıyor. Kimiyse biten yaza üzülüyor. Sevgiliyle kumsalda geçen romantik akşamları, dostlarla açık havada yenen balıkları, sahilde midye toplamaları… Stresli bir iş gününün ardından eve gidince, kendinizi yeniden tatildeymiş gibi hissetmek istiyorsanız, evinizin dekorasyonununda yapabileceğiniz ufak tefek değişikliklerle bu çok kolay. Çağrışım, sihirli kelime.
Dalyancı’nın balık figürlü tabaklarında kahvaltı yapmak, deniz atı görünümlü bir sabunla elleri yıkamak, mavi-beyaz nevresimlerde uyumak, gerçeğini olamasa da Mudo Concept’ten bir yelkenli almak, yazın çekilen fotoğrafları yastık yüzlerinde kullanmak gibi küçük değişikliklerle sihirli çağrışımlar yaratabilirsiniz. Daha ileriye gitmek istiyorsanız deniz dalgaları ve kuş seslerinden oluşan CD’ler de çok yardımcı olur. Yaz sadece mavi-beyaz demek değil. Belki canlı oranjlar, pembeler, kırmızılar da her daim bu mevsimi yaşamanıza yardımcı olabilir. Ya beyazın sadeliği ve temizliğine ne demeli? Zevk sizin, isterseniz duvarları yunus balığı veya Malibu, Bora Bora, Olimpos gibi cennetin yeryüzündeki izlerinin fotoğraflarıyla doldurabilirsiniz, ya da yıllardır paraya kıyıp yenilemediğiniz, hatta yüzünü bile değiştirmediğiniz, rengi dönmüş anneanne koltuklarında kestirebilirsiniz. Hayat o kadar kısa ve yaşamlarımız öylesine değerli ki, mutlu olmamız, huzurlu hissetmemiz çok çok önemli. Yazı sevenlerin her mevsimleri yaz olsun.














Yorum yapın
Bu makale için yorumlar beslemesi